24 Ekim 2010 Pazar

Takıntı


Meğer ben bu blog işine fena kaptırmışım..
Hani olurda bu kadar gerizekalılık olurmu dedirtecek kadar hemde..Üstelik herkese kapalı olup, kimsenin görmediği diğer  blogumun şablonu güzel olsa ne olacak, çirkin olsa ne olacak? Kimbilir, belkide en güzelini yalnızca kendime ayırmak istediğimdendir..

Gösterdiğim bu azim ve sabrı yeni bir ülke kurmak adına gösterseydim neler olurdu..Bu kadar süre içerisinde neler yapılırdı neler..

Geçirilen zaman deli etsede takıntı böyle bişey.. 
Öyle bi takarsınki seni nasıl hasta ettiğini anlayamazsın..
Anladığındaysa artık geçtir..



17 Ekim 2010 Pazar

Önce Yüreğine Fısılda

Yatmadan önce uzandığım koltuğa gelerek iyi geceler öpücüğünü verirken, kulağıma fısıldayarak, gece sen uyurken gelip kulağına bişeyler fısıldıycam deyip muzurca gülüyor...

Nasıl yani diyorum... 
Gece biri uyurken, kulağına yapmasını istediğin şeyleri fısıldarsan eğer, uyandığında fısıldanılan şeyleri uygularmış insan diyor. Hani televizyonda, filmlerde öyle oluyormuşya:)) 

Hadi ya...Peki ne fısıldayacaksın diyorum...
Oğluşuna bazı konularda müsamaha göster ve iyi davran diyecekmiş...
Hangi konuda müsamaha..? İyi davranmanın kriterleri neler diyorum..
Sabırlı ol bitanem onlarıda fısıldıycam diyor..

Işıkları söndürüp odama giderken aklıma takılıyor ve yanına gidiyorum...
Uyumadığını görünce  öpücüğümü konduruyorum ve kulağına eğilip, insanların değişmesini beklemek uzun yıllar alabilir..hemde çoook uzun yıllar diyorum..Sen en iyisi uyumadan önce, değişmesini istediğin insanların, değişmelerini beklemeden olduğu gibi kabullenmen gerektiğini, kendi beynine ve kendi yüreğine fısılda... İşte o zaman herşey daha kolay gelecektir sana diyorum...

Anlaştık mı dercesine gözlerimi kapatıp açıyorum aynı şekilde göz kapakları cevap veriyor başını sallayarak :)




***

14 Ekim 2010 Perşembe

14 Ekim Düşüncesi

Elini veren, kolunu kaptırır derler ya hani,
Benimki de  o misal.
Kalbimi verdim, ömrümü kaptırdım sevdiklerime..!




9 Ekim 2010 Cumartesi

Şimdi biraz sessizlik lütfen

Sabah sabah kafamı alıp, öyle yumuşak olmayan bir yastığa koyup bir köşede uyumak istiyorum....
Beynimin her bir hücresinde onyüzmilyon kurtcuk düşünce var.. 
Her birinin kuyruğu birbirini kovalar, dolanır durur, düğüm olur..
Hepsi de bölünerek çoğalır..
Depresif düşünce kalıplarıyla onlar çoğaldıkça ben yok etmeye çalışırım..
Beynim hatırlamak isterken aklım unutmak istiyor.. 
Şimdi uyku vakti..
Şimdi onyüzmilyon kurtcukla sevişme vakti.
Sessizlik ..

6 Ekim 2010 Çarşamba

Meraklılarına :))

İşe gitmediği zamanlarda sabahın kör saatinde kalkan eftenpüften kişisi kısaca neler yapar..
saat 5:00   
önce, şükür allahım bugünede gözümüzü açtırdın der ve yataktan fırlar..odalarda dolanır camları açar evi havalandırır..öte berileri toplar toparlar..ortalığı düzenleyince biraz koltuğa uzanır tv yi açar..kanaldan kanala haber programlarına göz atar..oturduğu yer batmaya başlayınca tekrar kalkar..mutfağa yönlenir..günün yemeğini yapmak için malzemelerini çıkarır..tenceresini ocağın üzerine koyar ve pişmeye bırakır..

saat :6:00
üstünü giyinir günlük koşusu için müzik çalarıyla birlikte kendini dışarı atar..tam koşu pistine gelir kulaklıklarına taktığı müzikçalarından ses çıkmayınca  telefonun şarjının bittiğini anlayınca delirir..öfkesinden koşunun temposunu  daha bi arttırır..koşu bitmiştir evin yolu tutulur..hemen duşa girilir..

saat : 6:30
duştan sonra her gün yapmak zorunda olduğumuz günün altın kahvaltısını hazırlar masayı donatır, çayı demler ve biraz daha uykularını alsınlar diye ses çıkarmadan tembellerin kalkmasını bekler..

saat : 7:00
herkes kahvaltı masasında birbirinin ağzına bişeyler tıkmakla meşgulken benim kafadan 40 tilki geçer..bugün şunu yapayım bunu yapayım..derken kahvaltı faslı biter herkes yoluna der ayrılırız.

saat :7.30
veee evde tek başına..yapılacak işde kalmamıştır.. tekrar tv başına şu manyak programlardan biraz daha manyak şeyler duymak için kanal kanal dolaşır sonra öfke sinir ve küfürler ardı arkasınca kesilmeyince tv kapatılır..

saat : 10:30
biraz nette dolanayım bari der ve girer eftenpüften sitelere..ara ara mutfağın yolunu tutar kendine bişeyler hazırlar tekrar pc başına oturur keyifle..biraz kalkıp eşi dostu arayayım der alır eline teli başlar numaraları çevirmeye..ve eninde sonunda evden dışarı atmak için bi program yapar kendine..

saat : 4:30
gün bitince evin yolunu tutar, üst baş değiştirilir, kollar sıvanır ve geçer mutfağın başına.. yapar, yapar,yapar...yaparda yapar işte..en büyük zevkidir çeşitleri ortaya çıkarmak..

saat :19:00
akşam yemeği için tekrar yemek masasında birleşir herkes..her yemeği tadımlarlarken "lütfen gir şu yemek yarışmasına" derler :) bense "bu yaşıma kadar kimseyi dövmedim bu yaştan sonra abuk sabuk, saçma sapan eleştiri yapan manyakları dövüpte başımı belayamı sokayım ? " der ve sonu gelmeyen gülüşmelerin başlangıcını yaparım..

saat :20:00
herkes bi hoş olmuştur..teprenecek hal kalmamıştır..biraz sohbet... günün getirdiği hoş yada hoş olmayan mevzular anlatılırken her akşam nasıl olur bir türlü anlayamam biri odasına çekilir öteki pc başına ve eftenpüften kişisi dolanır durur elindeki kumandayla tek başına..

saat :23:00  ya da 24:00

gün bitmiştir.. 

sessizlik...

                                         ve herşeye rağmen 






1 Ekim 2010 Cuma

Vicdan Muhasebesi

Tek eliyle arkasına aldığı çelimsiz çocuğu korumaya çalışırken, karşısına aldığı 4-5 kişiyi büyük bir öfkeyle azarlıyor..

Aralarındaki atışmanın eyleme dökülebilir tereddütüyle her an tetikte, çaktırmadan, son safhasına kadar sabırla, pür dikkat izliyorum..Neyseki aralarındaki buzlar eriyor ve tekrar oyuna dönüyorlar... Çocuk işte..Biz büyüklerden daha kolay hallediyorlar problemlerini diyorum :)

Akşam eve gelip "neden onca kişiyi karşına alıyorsun" diye sorduğumdaysa "garibanın teki..güçsüz ve zayıf olduğundan herkesin gücü ona yetiyor, herkes ona hükmediyor..Zaten annesi yok.. " diyince içim burkuluyor...


akşam vakti 
anlıyorum ki, üzülmesine neden olan bir çok olumsuzluğa rağmen, haklı ve güçsüzün yanında olup, güçlülere karşı verdiği mücadeledeki  başarısının hazzıyla vicdanı huzur buluyor gecenin karanlığında..







Ve görüyorum ki; bir kez ölündüğünü öğrendiğinde, nasıl yaşanması gerektiğinide öğreniyor insan...