RH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2011 Cuma

Ruhuma İstinaden..



Hani bazen gitmek gerektiğinde canı yanar diye kıyamamak..
Kaldığındaysa her gün ölmek gibi..











4 Ağustos 2011 Perşembe

Kelimeler Düşmüyor ..


Aldığımız nefesin dışarı çıktığı zaman aralığı varya hani, o kısacık zaman aralığı, işte o zaman aralığında tüm doğru cevapları  bir çırpıda söyleyebilseydik keşke..




Keşke o kısacık ana sığdırabilseydik tüm gerçekleri..
Bir çırpıda..
Hiç zorlanmadan..
Kızarıp bozarmadan..
 

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Kaç Kez Öldük..


Beceremediğimiz, ağzımıza burnumuza bulaştırdığımız neydi bu kadar çaba? 
Bu kadar ısrar?
Kaç kez öldük kimbilir..
Bitmeli bu uğraşlar..
Söz geçirmeli en derinlere..


 






Sayısını bile unuttuğum hayalkırıklıklarımın, umutsuzluklarımın tümüyle sardığı bedenimde kendimi bu şarkı gibi hissediyorum bugün..
ÖZÜR DİLERİM KALBİM..










7 Mayıs 2011 Cumartesi

Belkide En ( ...... )













Garip bir işkenceydi aşk ..
Ve ne gariptirki, varlık en kötü işkenceye karşı bile direnç gösterebiliyormuş..
Akıl, mantık ve vicdan ne kadar çok reddetmeye çalışsada,
zihinde ümitsizce umut edip, işkenceyi biraz daha uzatmaktı belkide en (......)
 
Tıkla


23 Nisan 2011 Cumartesi

Azar Azar Ölmek Gibi


Narkoz yemiş gibi az hissediyorum kendimi..
Yarısı yok olan gibi..
Azar azar ölmek gibi..
Herşeyden, herkesten biraz daha az.



Oysa söylenemeyen sözlerim vardı ağız dolusu..
Taşıp sele dönmemek için içimde yer yer kırıp,
parçalara ayırdığım bentler çektim yüreğimin duvarlarına..
Bumuydu doğru olan? Bilmiyorum.

13 Nisan 2011 Çarşamba

İçinden Konuşmak

Aile dışından birileriyle oturup konuştuğumuzda  görenler bu ne nezaket deyip ağzları açık kalır..Öteki berikine,beriki ötekine herkes birbirine saygılı, birbirlerine öncelik tanımada sınır tanımaz..

Lakin bir iki ay aralarla mola verilip biraraya gelinildiğinde, bunu biranda nasıl beceriyoruz hala anlamış değilim ama ikide bir lafa giren çocuk konumuna giriveriyoruz anında..

Herkes ben anlatıcam içgüdüsüyle bir anda hayvanlaşabiliyor..Az susta motorun soğusun gibi iğrenç espriler havada uçuşuyor.. Sanki beni ödüllendiriyorlarmış gibi ben anlatıcam ben anlatıcam..tamam o kısmını sen anlat ama restorant kısmını  ben anlatıcamlarla  başlıyorlar dedikodunun anasını ağlatmaya ..o kocasına demiş ben onu hazzetmiyorum..kocası dediki demiş onun annesi kime diyo öyle diye demiş..demişki, dediki, diyoki, diyosiyeki..Bizimkiler molalarda böyle dedidikili,diyokili,demişkili bir dil kullanıyolar yemin ederim çince daha kolay..
İçimden hepsini susturup banane hamdiyenin ayküsü düşük gevşek ağızlı kızından deyip haykırmak istiyorum  ama ne mümkün..
hepsi laf ebesi olmuş çıkmış anasını  satıimm..sanki antremanlı gelmiş ninja kaplumbağalar gibiler..

Onlar benden çok daha iyi çemkiriyorlar..Ben zaten oldum olası hiç çemkirememişimdir...


Tek yapabildiğim soyunuz sopunuz maymuna çeviresiciler, boyunuz posunuz eyfel kulesinden devrilesiceler, köse damatların haremlerine gidesiceler deyip koca karı laflarıyla çemkirmekten öteye gidemiyorum..zaten onuda içimden söylüyorum..bazen içinden söylemek iyi geliyo..kimseler duymuyor..kafan rahat oluyo..kimseyle uğraşmıyosun uğraştırmıyosun..


10 Ocak 2011 Pazartesi

Ayarsızlık..

Hayatımın anlam veremediği 6-7 yılı ve ben..
ya çok mutluydum ya da çok mutsuz,
ya çok yandı yüreğim ya da çok dondu..
ya çok konuştum ya da hep sustum,
ya çok kalabalıktım ya da çok yalnız,
ya çok sabrettim ya da fitili çekilmiş bomba gibi hemen patladım,

ya çok güldüm ya da çok ağladım,
ya çok kazandım ya da çok kaybettim..
ya çok düşündüm ya da hiç düşünmedim..
ya kendime çok hak verdim ya da çok yargıladım,
ya çok sevdim ya da hiç sevmedim..


Üşenmesem liste dahada uzaaar gider...
Ama en çok bildiğim, çok sevildiğim.
Biliyorum ki çok hakettim... 
Peki ya sevilmediğim ? 
Gerçek anlamda sevilmediğim de oldumu acaba ?
Ammada ayarsız yaşanmış vahim bir sonuç..
Ya'ların arasında sıkışıp kalmış onca yıl..
Ayarsız geçen koca 6-7 yıl..

Kısaca ;
Ya yıllar ayarsız, ya yollar...
ya yollar, ya da yoldan çıkanlar,
ya yoldan çıkanlar, ya da yoldan çıkaranlar..





15 Aralık 2010 Çarşamba

Tanrı'nın ya en kötü cezası, ya da en güzel armağanıydı...


Herşeye rağmen "neden böyle oldu? Neden ben?" demedim..
Ben sadece "neden böyle olmasın" demiştim..

Gereken tek şey ise, yaşamla ölüm arasına bir çizgi çizmekti..
Ve hazır çizginin bu tarafındayken, 
yaşamın tadına varmaktı tek yaptığım..





14 Aralık 2010 Salı

hııh..

Bugün.. 
sadece.. 
kendini sevmek istiyor suskunlarülkesi..
Başka.. 
kimseyi.. 
hiç birşeyi sevmek istemiyor..
..


9 Kasım 2010 Salı

:)



 şimdi bu ağaca sırtımı dayasam,
gözlerimi kapasam ve dalsam uzaklara..









Soru - Cevap

Soru    : Canım çokmu acır acaba ? 
Cevap : 5-6 yıldır acıdığı gibi acımaz herhalde ? 
Soru    : Onların gözyaşlarına dayanabilirmi yüreğim ?
Cevap : ?
Soru    : Dayanabilirmi yüreğim, onların yüreği kan ağlarken  .... ?
Cevap : ?
Soru    : Dayansada dayanmasada sonuç değişirmi ? 
Cevap : Değişmez.. O halde ?  Geçer geçer, bu da geçeeer..



24 Ekim 2010 Pazar

Takıntı


Meğer ben bu blog işine fena kaptırmışım..
Hani olurda bu kadar gerizekalılık olurmu dedirtecek kadar hemde..Üstelik herkese kapalı olup, kimsenin görmediği diğer  blogumun şablonu güzel olsa ne olacak, çirkin olsa ne olacak? Kimbilir, belkide en güzelini yalnızca kendime ayırmak istediğimdendir..

Gösterdiğim bu azim ve sabrı yeni bir ülke kurmak adına gösterseydim neler olurdu..Bu kadar süre içerisinde neler yapılırdı neler..

Geçirilen zaman deli etsede takıntı böyle bişey.. 
Öyle bi takarsınki seni nasıl hasta ettiğini anlayamazsın..
Anladığındaysa artık geçtir..



17 Ekim 2010 Pazar

Önce Yüreğine Fısılda

Yatmadan önce uzandığım koltuğa gelerek iyi geceler öpücüğünü verirken, kulağıma fısıldayarak, gece sen uyurken gelip kulağına bişeyler fısıldıycam deyip muzurca gülüyor...

Nasıl yani diyorum... 
Gece biri uyurken, kulağına yapmasını istediğin şeyleri fısıldarsan eğer, uyandığında fısıldanılan şeyleri uygularmış insan diyor. Hani televizyonda, filmlerde öyle oluyormuşya:)) 

Hadi ya...Peki ne fısıldayacaksın diyorum...
Oğluşuna bazı konularda müsamaha göster ve iyi davran diyecekmiş...
Hangi konuda müsamaha..? İyi davranmanın kriterleri neler diyorum..
Sabırlı ol bitanem onlarıda fısıldıycam diyor..

Işıkları söndürüp odama giderken aklıma takılıyor ve yanına gidiyorum...
Uyumadığını görünce  öpücüğümü konduruyorum ve kulağına eğilip, insanların değişmesini beklemek uzun yıllar alabilir..hemde çoook uzun yıllar diyorum..Sen en iyisi uyumadan önce, değişmesini istediğin insanların, değişmelerini beklemeden olduğu gibi kabullenmen gerektiğini, kendi beynine ve kendi yüreğine fısılda... İşte o zaman herşey daha kolay gelecektir sana diyorum...

Anlaştık mı dercesine gözlerimi kapatıp açıyorum aynı şekilde göz kapakları cevap veriyor başını sallayarak :)




***

14 Ekim 2010 Perşembe

14 Ekim Düşüncesi

Elini veren, kolunu kaptırır derler ya hani,
Benimki de  o misal.
Kalbimi verdim, ömrümü kaptırdım sevdiklerime..!




9 Ekim 2010 Cumartesi

Şimdi biraz sessizlik lütfen

Sabah sabah kafamı alıp, öyle yumuşak olmayan bir yastığa koyup bir köşede uyumak istiyorum....
Beynimin her bir hücresinde onyüzmilyon kurtcuk düşünce var.. 
Her birinin kuyruğu birbirini kovalar, dolanır durur, düğüm olur..
Hepsi de bölünerek çoğalır..
Depresif düşünce kalıplarıyla onlar çoğaldıkça ben yok etmeye çalışırım..
Beynim hatırlamak isterken aklım unutmak istiyor.. 
Şimdi uyku vakti..
Şimdi onyüzmilyon kurtcukla sevişme vakti.
Sessizlik ..

1 Ekim 2010 Cuma

Vicdan Muhasebesi

Tek eliyle arkasına aldığı çelimsiz çocuğu korumaya çalışırken, karşısına aldığı 4-5 kişiyi büyük bir öfkeyle azarlıyor..

Aralarındaki atışmanın eyleme dökülebilir tereddütüyle her an tetikte, çaktırmadan, son safhasına kadar sabırla, pür dikkat izliyorum..Neyseki aralarındaki buzlar eriyor ve tekrar oyuna dönüyorlar... Çocuk işte..Biz büyüklerden daha kolay hallediyorlar problemlerini diyorum :)

Akşam eve gelip "neden onca kişiyi karşına alıyorsun" diye sorduğumdaysa "garibanın teki..güçsüz ve zayıf olduğundan herkesin gücü ona yetiyor, herkes ona hükmediyor..Zaten annesi yok.. " diyince içim burkuluyor...


akşam vakti 
anlıyorum ki, üzülmesine neden olan bir çok olumsuzluğa rağmen, haklı ve güçsüzün yanında olup, güçlülere karşı verdiği mücadeledeki  başarısının hazzıyla vicdanı huzur buluyor gecenin karanlığında..







Ve görüyorum ki; bir kez ölündüğünü öğrendiğinde, nasıl yaşanması gerektiğinide öğreniyor insan...






26 Eylül 2010 Pazar

Öldüremediğim











Öldüremediğim bir tarafım var içimde...
İçimin muhalif seslerine, 
içimin öteki muhalif sesleri itiraz eder durur..
O vakit delice bir özlem ayaklanıp, 
setleri, duvarları aşarak, 
yokuş aşağı yuvarlanmaya başladığında, 
karşı konulmaz bir güçle 
içimin muhalif sesleri karşı çıkarlar yeniden..

İşte o vakit ben hep burdayım.. 





22 Eylül 2010 Çarşamba

3 şey :)

Eski doğulu düşünürlere göre, dünyada geride bıraktıkları 3 şey huzura kavuştururmuş insanları...


 1- erkek evlada sahip olmak (neslini sürdürmesi için)



2- ağaç dikmek (evrenin düzenini korumak için)



3- Kitap yazıp eser bırakmak (öldükten sonra isminin anılması için )  



Ben ikisini yaptım..Gerisi yaşayacağım hikayeye kalmış:)

Ee ne bekliyosun?

Hadi durma sende huzura kavuş :







18 Eylül 2010 Cumartesi

Şeytan Diyor ki :)



Sabahın kör saatinde arka bahçedeki bu horozu kim uyandırır.?
Niye uyandırır?
Ne diye uyanır?
Niye öter?
Ne diye öterki?





Sırf horoz sesiyle doldurulmuş bi kaseti git yerleştir geceden kümesine,
ötsün dursun kulağına saatlerce..
gör bak bi daha ötüyor mu ertesi güne.. 


15 Eylül 2010 Çarşamba

Kim Tutar Seni


Sabah saatin 6 sı ve ben her zamanki gibi tabana kuvvet sahil koşusundayım..Kulaklığımda, Neşat Ertaşın kaşların karasına türküsü çalıyor..
Koşuyu bırakıp oynamamak için dürtülerimle epey bir savaş veriyorum..

Olsun diyorum eve dönünce bu türküyle oynamassam namerdim diyorum :))


Evet bugün oldukça manik bir gündeyim...Tutmayın en güzel elbiselerimi giyip en güzel yemeklerimi yapıcam, Ayşe teyzenin deterjanlarıyla donanıp tuvaletlere banyolara balkonlara dalıcam..olmadı uçucam..yok yok serbest bırakılmış bir gülle gibi istediğime çarpıp patlıyıcam..sonra kendi kendimi imha edicem..hey haattt ..! ne zor şey bu maniklik yahu..dolup taşan bu enerjimi nereye harcasam bilemedim :))