Aldığımız nefesin dışarı çıktığı zaman aralığı varya hani, o kısacık zaman aralığı, işte o zaman aralığında tüm doğru cevapları bir çırpıda söyleyebilseydik keşke..
Keşke o kısacık ana sığdırabilseydik tüm gerçekleri..
Garip bir işkenceydi aşk ..
Ve ne gariptirki, varlık en kötü işkenceye karşı bile direnç gösterebiliyormuş..
Akıl, mantık ve vicdan ne kadar çok reddetmeye çalışsada,
zihinde ümitsizce umut edip, işkenceyi biraz daha uzatmaktı belkide en (......)
Tıkla
Aile dışından birileriyle oturup konuştuğumuzda görenler bu ne nezaket deyip ağzları açık kalır..Öteki berikine,beriki ötekine herkes birbirine saygılı, birbirlerine öncelik tanımada sınır tanımaz..
Lakin bir iki ay aralarla mola verilip biraraya gelinildiğinde, bunu biranda nasıl beceriyoruz hala anlamış değilim ama ikide bir lafa giren çocuk konumuna giriveriyoruz anında..
Herkes ben anlatıcam içgüdüsüyle bir anda hayvanlaşabiliyor..Az susta motorun soğusun gibi iğrenç espriler havada uçuşuyor.. Sanki beni ödüllendiriyorlarmış gibi ben anlatıcam ben anlatıcam..tamam o kısmını sen anlat ama restorant kısmını ben anlatıcamlarla başlıyorlar dedikodunun anasını ağlatmaya ..o kocasına demiş ben onu hazzetmiyorum..kocası dediki demiş onun annesi kime diyo öyle diye demiş..demişki, dediki, diyoki, diyosiyeki..Bizimkiler molalarda böyle dedidikili,diyokili,demişkili bir dil kullanıyolar yemin ederim çince daha kolay..
İçimden hepsini susturup banane hamdiyenin ayküsü düşük gevşek ağızlı kızından deyip haykırmak istiyorum ama ne mümkün..
hepsi laf ebesi olmuş çıkmış anasını satıimm..sanki antremanlı gelmiş ninja kaplumbağalar gibiler..
Onlar benden çok daha iyi çemkiriyorlar..Ben zaten oldum olası hiç çemkirememişimdir...
Tek yapabildiğim soyunuz sopunuz maymuna çeviresiciler, boyunuz posunuz eyfel kulesinden devrilesiceler, köse damatların haremlerine gidesiceler deyip koca karı laflarıyla çemkirmekten öteye gidemiyorum..zaten onuda içimden söylüyorum..bazen içinden söylemek iyi geliyo..kimseler duymuyor..kafan rahat oluyo..kimseyle uğraşmıyosun uğraştırmıyosun..
Hani olurda bu kadar gerizekalılık olurmu dedirtecek kadar hemde..Üstelik herkese kapalı olup, kimsenin görmediği diğer blogumun şablonu güzel olsa ne olacak, çirkin olsa ne olacak? Kimbilir, belkide en güzelini yalnızca kendime ayırmak istediğimdendir..
Gösterdiğim bu azim ve sabrı yeni bir ülke kurmak adına gösterseydim neler olurdu..Bu kadar süre içerisinde neler yapılırdı neler..
Geçirilen zaman deli etsede takıntı böyle bişey..
Öyle bi takarsınki seni nasıl hasta ettiğini anlayamazsın.. Anladığındaysa artık geçtir..
Yatmadan önce uzandığım koltuğa gelerek iyi geceler öpücüğünü verirken, kulağıma fısıldayarak, gece sen uyurken gelip kulağına bişeyler fısıldıycam deyip muzurca gülüyor...
Nasıl yani diyorum... Gece biri uyurken, kulağına yapmasını istediğin şeyleri fısıldarsan eğer, uyandığında fısıldanılan şeyleri uygularmış insan diyor. Hani televizyonda, filmlerde öyle oluyormuşya:))
Hadi ya...Peki ne fısıldayacaksın diyorum...
Oğluşuna bazı konularda müsamaha göster ve iyi davran diyecekmiş...
Hangi konuda müsamaha..? İyi davranmanın kriterleri neler diyorum..
Sabırlı ol bitanem onlarıda fısıldıycam diyor..
Işıkları söndürüp odama giderken aklıma takılıyor ve yanına gidiyorum...
Uyumadığını görünce öpücüğümü konduruyorum ve kulağına eğilip, insanların değişmesini beklemek uzun yıllar alabilir..hemde çoook uzun yıllar diyorum..Sen en iyisi uyumadan önce, değişmesini istediğin insanların, değişmelerini beklemeden olduğu gibi kabullenmen gerektiğini, kendi beynine ve kendi yüreğine fısılda... İşte o zaman herşey daha kolay gelecektir sana diyorum...
Anlaştık mı dercesine gözlerimi kapatıp açıyorum aynı şekilde göz kapakları cevap veriyor başını sallayarak :)
Tek eliyle arkasına aldığı çelimsiz çocuğu korumaya çalışırken, karşısına aldığı 4-5 kişiyi büyük bir öfkeyle azarlıyor..
Aralarındaki atışmanın eyleme dökülebilir tereddütüyle her an tetikte, çaktırmadan, son safhasına kadar sabırla, pür dikkat izliyorum..Neyseki aralarındaki buzlar eriyor ve tekrar oyuna dönüyorlar... Çocuk işte..Biz büyüklerden daha kolay hallediyorlar problemlerini diyorum :)
Akşam eve gelip "neden onca kişiyi karşına alıyorsun" diye sorduğumdaysa "garibanın teki..güçsüz ve zayıf olduğundan herkesin gücü ona yetiyor, herkes ona hükmediyor..Zaten annesi yok.. " diyince içim burkuluyor...
anlıyorum ki, üzülmesine neden olan bir çok olumsuzluğa rağmen, haklı ve güçsüzün yanında olup, güçlülere karşı verdiği mücadeledeki başarısının hazzıyla vicdanı huzur buluyor gecenin karanlığında..
Ve görüyorum ki; bir kez ölündüğünü öğrendiğinde, nasıl yaşanması gerektiğinide öğreniyor insan...
İçimin muhalif seslerine, içimin öteki muhalif sesleri itiraz eder durur..
O vakit delice bir özlem ayaklanıp, setleri, duvarları aşarak, yokuş aşağı yuvarlanmaya başladığında, karşı konulmaz bir güçle içimin muhalif sesleri karşı çıkarlar yeniden..
Sabah saatin 6 sı ve ben her zamanki gibi tabana kuvvet sahil koşusundayım..Kulaklığımda, Neşat Ertaşın kaşların karasına türküsü çalıyor..
Koşuyu bırakıp oynamamak için dürtülerimle epey bir savaş veriyorum..
Olsun diyorum eve dönünce bu türküyle oynamassam namerdim diyorum :))
Evet bugün oldukça manik bir gündeyim...Tutmayın en güzel elbiselerimi giyip en güzel yemeklerimi yapıcam, Ayşe teyzenin deterjanlarıyla donanıp tuvaletlere banyolara balkonlara dalıcam..olmadı uçucam..yok yok serbest bırakılmış bir gülle gibi istediğime çarpıp patlıyıcam..sonra kendi kendimi imha edicem..hey haattt ..! ne zor şey bu maniklik yahu..dolup taşan bu enerjimi nereye harcasam bilemedim :))