Maalesef biz insanoğullarının, sonunda boğulmak olsada, o sularda yüzmekten vazgeçemediği zamanları vardır..
-------------------------------------
The begining of the end
Çocukken babaannem, eve gelen misafirlerinizin yatağını en iyi şekilde yapın..hatta yatağı hazırladıktan sonra şöyle elinizle kontrol edip sonrada oturun ve yaylanın..eğer rahatsa o yatakta misafirinizi yatırabilirsiniz derdi..
Ve hayli kalabalık geçen bir bayram sonrası duyduklarım..
Yataklar pofidik pofidikmiş..
Hiç kalkmak istememişlermiş..Ama sırf dedikoduya zaman ayırabilmek için sabahın altısında kalkmışlarmış :))
Yemek ve hizmet yüz tam puan almışmış :))
Hele hele evdeki temizlik ve düzene bayılmışlarmış...
Gitmeden son gün hernekadar hayır dediysemde ısrarla geldiğimiz ilk günkü gibi bırakalım deyipte yaptıkları temizliği seve seve zevkle yapmışlarmış..
Bu kadar geniş yayla gibi evi temizlemeyi kim istemezmişki ? :))
Ha birde duyduğum bişey daha var..
"Anne ya, biz bunları istanbula davet ettiğimizde, bunlar kadar ev ve piknik hizmetleri yapamayız..Resmen s.çtık :))) Neyse, bizde boğaz sefaları yaptırırız " :)
Ev sahibi olarak bunları duymak güzel şey..Çocuğundan büyüğüne herkesi idare et, ortamı yumuşat, aman kimse kırılmasın, herkesin istediği olsun diye çırpın dur, hep başkaları için çaba..hep başkaları için huzur..hep başkalarını dinle, hep başkalarının derdine çare ara, hep başkaları için ömrünü tüket..
Peki ya kendim..?
Kendim için ne yaptım..?
düşünüyorum..
Heeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere.
Orhan Veli'nin bu dizeleriyle şöyle bir tavsiyede bulunasım var :)
Git, gör ve keşfet...
Bilinmeyen sokakları, uzak diyarları arşınla,
yelken aç, kaybol diyesim var.. ama bu, ne korkakların,
ne kendine nede başkalarına güveni olmayanların işi değil..