Ben Sen O etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben Sen O etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2011 Cuma

Vatan..

Vatan sağolsunmuş..Ne diye sağolacak vatan be!!! Sağ olacak vatanmı kaldı ortada..? Eskidendi o, çook eskiden..Farklı yüreklerde aynı sevdalarla, yola çıkanlarındı vatan..Yüreği aşkla, sevgiyle dolu insanlarındı vatan..Vatan Atatürktü..Vatan Atatürkçü düşünceydi..


Şimdilerde yüreklere ateş düştüğünde akla geliyor vatan.. Anaların yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği yavrularının kara haberleri geldiğinde akla geliyor vatan..


Üç beş  kişiyle meydanlara dökülüp, ertesi güne hiçbirşey olmamış gibi devam eden SİNDİRİLMİŞ, SUSTURULMUŞ, ÖRSELENMİŞ insanların vatanımı olur..?


Türkiye Cumhuriyetinin ve içindeki Türklerin arkasından kuyu kazanlar bu vatanın yetiştirdikleri değilmi..?? Bukalemun tipleriyle sürekli renk değiştiren, para-pul uğruna vatanını hiçe sayan onlar değimli?...Kartlarını adam akıllı kullanmayıp vatanı kana bulayan onlar değilmi.??
 


Ben hiçte vatan sağolsun demiyorum..!!!

Başbakan ve ötekiler çocuklarından birini doğuya göndersin, ben yegane tek evladımı kendi ellerimle teslim ederim..Onların çocukları askerliğini torpilli yapıp, bu vatan sağ oluyorsa ben yokummm.. Olmasın o vatan..OLMASIN!!!

20 Ekim 2011 Perşembe

Şehidimiz Var !!!

 
Bir Asteğmeni şehit ettiler diye "Menemen'i yakın, haritadan silin" diyen Gazi Mustafa Kemal Paşayı rahmet ve minnetle anıyorum...
 
 

12 Ağustos 2011 Cuma

Ruhuma İstinaden..



Hani bazen gitmek gerektiğinde canı yanar diye kıyamamak..
Kaldığındaysa her gün ölmek gibi..











4 Ağustos 2011 Perşembe

Kelimeler Düşmüyor ..


Aldığımız nefesin dışarı çıktığı zaman aralığı varya hani, o kısacık zaman aralığı, işte o zaman aralığında tüm doğru cevapları  bir çırpıda söyleyebilseydik keşke..




Keşke o kısacık ana sığdırabilseydik tüm gerçekleri..
Bir çırpıda..
Hiç zorlanmadan..
Kızarıp bozarmadan..
 

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Kaç Kez Öldük..


Beceremediğimiz, ağzımıza burnumuza bulaştırdığımız neydi bu kadar çaba? 
Bu kadar ısrar?
Kaç kez öldük kimbilir..
Bitmeli bu uğraşlar..
Söz geçirmeli en derinlere..


 






Sayısını bile unuttuğum hayalkırıklıklarımın, umutsuzluklarımın tümüyle sardığı bedenimde kendimi bu şarkı gibi hissediyorum bugün..
ÖZÜR DİLERİM KALBİM..










18 Mayıs 2011 Çarşamba

"Sadece Sıraya Girecekti"

Prosedür-prosedür-prosedür..Herşey o kadar gereksiz ve o kadar yorucuki insanın yaşama isteği bile kayboluyor..Bir haftadır yok su aboneliği, yok elektrik, yok doğalgaz aboneliği derken suskunlarulkesi koşuşturmaktan helak ve bitap düştü..

Üstelik yurdum halleri sadece televizyonlarda gösterilen hastaneyi basan kedilerden ibaret değilmiş..Tapu dairesinde sıra beklerken anormalin biri, insanların oturduğu koltukların önüne bakarak "sendemi burdasınn, sıra o tarafta, kooşş koşş hemen sıraya girr " akordu yüksek sesiyle söylenirken, karşımdaki koltuğun altından sanki şehrin tüm farelerini midesine indirmiş kadar koccaman, gözlerini parlatmış ve her an gözüme dalacak gibi gardını almış olan kahrolasıca kediyi miyavlayarak kaçarken görünce akordsuz sesimle tüm yanım sıra koltuktakileri havaya fırlattığımda, karşıdaki anormal  " ne bağırıyosun sadece sıraya girecekti" ha suphanallah !!!

Sonra anladımki bü ülkenin kediside, manyağıda, anormalide bitmez kardeş..çıks..bitmez !!!
Kulakları çınlasın, babaannem sağ olaydı, kesin "bu korkuyla çocuğunda olmaz senin" derdi..


7 Mayıs 2011 Cumartesi

Belkide En ( ...... )













Garip bir işkenceydi aşk ..
Ve ne gariptirki, varlık en kötü işkenceye karşı bile direnç gösterebiliyormuş..
Akıl, mantık ve vicdan ne kadar çok reddetmeye çalışsada,
zihinde ümitsizce umut edip, işkenceyi biraz daha uzatmaktı belkide en (......)
 
Tıkla


4 Mayıs 2011 Çarşamba

Anladım

Denedim ama hep yenildim..Yine denedim yine yenildim..Daha iyi yenilince bir kez daha anladım anlayamadığımı.. 
Nasıl becerebiliyorum bunu ?  
Neresinden koparıyorum yayları ? 
Neydi iyi olan ? Ya da neydi kötü ? 
Kime göre iyi ? Ya da kime göre kötü ? 
Altını, dışını, içini, köşesini kenarını anlayamadığım bu nasıl bir bilinç böyle ? Bıkmadan, usanmadan sürekli sarıyor..



dinle



23 Nisan 2011 Cumartesi

Azar Azar Ölmek Gibi


Narkoz yemiş gibi az hissediyorum kendimi..
Yarısı yok olan gibi..
Azar azar ölmek gibi..
Herşeyden, herkesten biraz daha az.



Oysa söylenemeyen sözlerim vardı ağız dolusu..
Taşıp sele dönmemek için içimde yer yer kırıp,
parçalara ayırdığım bentler çektim yüreğimin duvarlarına..
Bumuydu doğru olan? Bilmiyorum.

22 Nisan 2011 Cuma

Uzaylılarla başımız dertte..

Uzaylılar dünyayı ele geçirmişler..arda uzaylı kralın oğluymuş..kralın bir çekirdeği varmış.çekirdek,uzay çekirdeği gibi bişeymiş, kral o çekirdeğin içine girenlere bişey yapmıyacakmış, arkadaşları sırayla çekirdeğe girmeye çalışmışlar, tam sıra buna gelmişki uzay kralı çekirdeği küçültüp yutmuş..buda küçülmüş küçülmüş kralın içine girmiş, güya içerisi kendi okuluymuş..

kral oradakilere "beni bulursanız sizlerin hayatını bağışlıycam" demiş ve kralı ilk bulan buymuş..
fazla bilim kurgumu izlemişiz ne? anlayamıyorum..
anladığım bişey varsa o da günümüz çocuklarının rüyaları bile uzaylı....






20 Nisan 2011 Çarşamba

2

Bugünlerde bi eksiklik var..
Zekice davranıyorum lakin akıllı olamıyorum..
Kimbilir belkide olmak istemiyorumdur ..

ANLIYAMIYORUM..

19 Nisan 2011 Salı

1

gecenin bi saatinde film izlerken arkamı döndüm,
duvarı izleyip filmi dinledim..uyumuşum..

üstelik biz ailece sabahın gözü açılmadan bile, basit bir şey için saatlerce gülebiliyoruz..

insanlar sürekli değişiyor..
bir gün lamba oluyorlar, bir gün kurt..

ANLAYAMIYORUM

13 Nisan 2011 Çarşamba

İçinden Konuşmak

Aile dışından birileriyle oturup konuştuğumuzda  görenler bu ne nezaket deyip ağzları açık kalır..Öteki berikine,beriki ötekine herkes birbirine saygılı, birbirlerine öncelik tanımada sınır tanımaz..

Lakin bir iki ay aralarla mola verilip biraraya gelinildiğinde, bunu biranda nasıl beceriyoruz hala anlamış değilim ama ikide bir lafa giren çocuk konumuna giriveriyoruz anında..

Herkes ben anlatıcam içgüdüsüyle bir anda hayvanlaşabiliyor..Az susta motorun soğusun gibi iğrenç espriler havada uçuşuyor.. Sanki beni ödüllendiriyorlarmış gibi ben anlatıcam ben anlatıcam..tamam o kısmını sen anlat ama restorant kısmını  ben anlatıcamlarla  başlıyorlar dedikodunun anasını ağlatmaya ..o kocasına demiş ben onu hazzetmiyorum..kocası dediki demiş onun annesi kime diyo öyle diye demiş..demişki, dediki, diyoki, diyosiyeki..Bizimkiler molalarda böyle dedidikili,diyokili,demişkili bir dil kullanıyolar yemin ederim çince daha kolay..
İçimden hepsini susturup banane hamdiyenin ayküsü düşük gevşek ağızlı kızından deyip haykırmak istiyorum  ama ne mümkün..
hepsi laf ebesi olmuş çıkmış anasını  satıimm..sanki antremanlı gelmiş ninja kaplumbağalar gibiler..

Onlar benden çok daha iyi çemkiriyorlar..Ben zaten oldum olası hiç çemkirememişimdir...


Tek yapabildiğim soyunuz sopunuz maymuna çeviresiciler, boyunuz posunuz eyfel kulesinden devrilesiceler, köse damatların haremlerine gidesiceler deyip koca karı laflarıyla çemkirmekten öteye gidemiyorum..zaten onuda içimden söylüyorum..bazen içinden söylemek iyi geliyo..kimseler duymuyor..kafan rahat oluyo..kimseyle uğraşmıyosun uğraştırmıyosun..


20 Şubat 2011 Pazar

Tersim Döndü



Tanrının dünya denen şu geniş kazanı yokmuuu, şu geniş kazanı ve o kazana düşen biz kulları...

O geniş kazan, kafayı gözü çarpıp sonrada kafasına balta yemiş çizgi film karakteri gibi ortalıkta şaşkın ifadelerle dolaşmayı meziyet bilen bir sürü gerizekalılarla dolu... 

Bu dünyada yaşamak insanın tersini döndürüyor..






22 Ocak 2011 Cumartesi

Doğru...Bir Çizgisi Vardır Hep...



Yıllardır üzerinde yürüdüğü pembe taşları ve O...
Denge hiç bozulmadan, çizgi hiç sapılmadan, sabah akşam aynı çizgide yürür durur Suskunlarülkesi...

 





10 Ocak 2011 Pazartesi

Ayarsızlık..

Hayatımın anlam veremediği 6-7 yılı ve ben..
ya çok mutluydum ya da çok mutsuz,
ya çok yandı yüreğim ya da çok dondu..
ya çok konuştum ya da hep sustum,
ya çok kalabalıktım ya da çok yalnız,
ya çok sabrettim ya da fitili çekilmiş bomba gibi hemen patladım,

ya çok güldüm ya da çok ağladım,
ya çok kazandım ya da çok kaybettim..
ya çok düşündüm ya da hiç düşünmedim..
ya kendime çok hak verdim ya da çok yargıladım,
ya çok sevdim ya da hiç sevmedim..


Üşenmesem liste dahada uzaaar gider...
Ama en çok bildiğim, çok sevildiğim.
Biliyorum ki çok hakettim... 
Peki ya sevilmediğim ? 
Gerçek anlamda sevilmediğim de oldumu acaba ?
Ammada ayarsız yaşanmış vahim bir sonuç..
Ya'ların arasında sıkışıp kalmış onca yıl..
Ayarsız geçen koca 6-7 yıl..

Kısaca ;
Ya yıllar ayarsız, ya yollar...
ya yollar, ya da yoldan çıkanlar,
ya yoldan çıkanlar, ya da yoldan çıkaranlar..





28 Aralık 2010 Salı

Nereye Kadar ?





Hayat oyun oynamayı 
pek bi seviyor..

Seviyorda, 
yorduğunu anlayamadı hala..








25 Aralık 2010 Cumartesi

..

İnceden bir sızı kapladığında yüreğini 
ve haykıramadığında içindeki sessizliği..
dinler...












Cem Adrian - Bana Ne Yaptın | 2010 [HD]





19 Aralık 2010 Pazar

Yokluğun Varlık Olduğu En Güzel Zamanlar

Çıkan şiddetli rüzgardan sonra camdan bakınca yolun bu tarafı gecenin sessizliğine bürünmüş, tamamen karanlık kör bir kuyu gibiyken yolun karşı tarafını gören çocuk  " şu işe bak! bu taraf karanlığa gömülürken karşı taraf disco disco partizane" deyip tuhaf tuhaf bakınıyor...
Belliki uzun süre gelmeyen elektrikler yüzünden evin ve sokağın karanlığa bürünmesi onu tedirgin etmişti..

Karanlıktan ürkmemek gerektiğini en güzel cümleler kurarak anlatmaya çalışırken, bir yandanda sımsıkı sarıp sarmalıyorum..


"Çocukken sık sık elektrikler kesilirdi ama bu bizleri çokda fazla etkilemezdi..hatta o zamanın çocukları bizler, bu durumu eğlence haline getirirdik...Karanlıkta ufacık mum ışığıyla gölge oyunları oynardık..Hikayeler anlatır, birbirimizi korkutmaya çalışırdık.."deyince bayağı bi çocukça bulduğundan bıyık altı hafif tebessüm ediyor...

Şimdi gölge oyunu oynayalım mı desem sanki kuşlar bile gülecekmiş gibi oluyor insan :) 

Ama gelmeyen elektrikler sayesinde ve gecenin karanlığında, demlenen çay ve yanındaki kekle birlikte, battaniyelere sarıldığımız bu iki gece boyunca yapılan sohbet ve kahkahalar içimizi ısıttı..
Ben anlattım onlar dinledi..
onlar anlattı ben..
anlattım..anlattı..anlattık :)



Ve göz kapaklarımızın çöken ağırlığını hissetmeye başlarken anladımki, bazen yokluk en güzel varlık olabiliyordu kısacık yaşamlarımızda...



6 Aralık 2010 Pazartesi

ülkemin güzel pinokyoları :))

Eskiden toplum olarak dahamı dürüst yaşardık ilişkilerimizi, yoksa büyüdükte ancamı vardık gerçeklerin farkına..?

Sanki günümüz insanları yalan sallamakta daha bir ustalaştı..Maşallah öyle profesyonelce yalanlar söylemeye başladık ki, en çakalı bile kanar oldu :))

Malum çağ bilgisayar çağı olduğundan, güzel ülkem pc lerin arkasında görünmeyen pinokyolarla dolup taştı :))

Biz insanlara pinokyo gibi bir özellik verilseydi, evde, işyerinde, sokakta,caddede atılan her bir adımda,sivrilen burunlar yüzünden oramızı buramızı sakınmak için adım atacak yer bulamazdık :))
Neyseki,  yaradan bizleri pinokyo gibi yaratmamış...
Pinokyo dile gelseydi, en pis yalanını söyler sonrada "alın bu uzayan burnumu müsait yerinize" diye sitem ederdi...
Pinokyo bile biz insanlar kadar usta bir yalancı değil..O da zamana yenik düşenlerden olsa gerek..