20 Eylül 2011 Salı

Çok Şey mi İstemiş Olurum..?


Çok şeymi istemiş olurum ?
Yüzümüz gözümüz  buruş buruş olup yaşlansak bile sen sendelediğinde ben,ben sendelediğimdeyse sen.. Ellerimiz kenetlenmişcesine kaldırmaya çalışsak birbirimizi..Tükenmiş olsakta yüreğimize dokunan sevginin gücüyle..


Çok şeymi istemiş olurum ?
Biraz senden biraz benden, eksilen yorgun ruhumuza dokunup, biraz sen birazda ben.. Çoğaltsak tükenmiş olsakta yüreğimize dokunan sevginin gücüyle..


Çok şeymi istemiş olurum ?
Ilık bir akşam üstü, denizin o derin esintisiyle sanki yeni bir dünya keşfetmiş gibi ellerini tutmasamda öylece,sessizce baksak uzaktan gelen dalgalara..Senin aklından geçenleri ben, benim aklımdan geçenleri sen hissetsen..Tükenmiş olsakta yüreğimize dokunan sevginin gücüyle..


Çok şeymi istemiş olurum ?
Temeli saygı ve sevgiyle kurulup onları bozacak hiçbir çıkarın, hiç bir istemin olmadığı sevda türküleri söylesek yüreğimize dokunan sevginin gücüyle..


Ve ne istiyorum biliyormusun sevgili, etle tırnak gibi, balıkla deniz gibi, suyla toprak gibi bağlanmak.. Ruhumuza  dokunan o ilahi sevginin gücüyle...
Suskunlarulkesi

12 Ağustos 2011 Cuma

Ruhuma İstinaden..



Hani bazen gitmek gerektiğinde canı yanar diye kıyamamak..
Kaldığındaysa her gün ölmek gibi..











4 Ağustos 2011 Perşembe

Kelimeler Düşmüyor ..


Aldığımız nefesin dışarı çıktığı zaman aralığı varya hani, o kısacık zaman aralığı, işte o zaman aralığında tüm doğru cevapları  bir çırpıda söyleyebilseydik keşke..




Keşke o kısacık ana sığdırabilseydik tüm gerçekleri..
Bir çırpıda..
Hiç zorlanmadan..
Kızarıp bozarmadan..
 

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Kaç Kez Öldük..


Beceremediğimiz, ağzımıza burnumuza bulaştırdığımız neydi bu kadar çaba? 
Bu kadar ısrar?
Kaç kez öldük kimbilir..
Bitmeli bu uğraşlar..
Söz geçirmeli en derinlere..


 






Sayısını bile unuttuğum hayalkırıklıklarımın, umutsuzluklarımın tümüyle sardığı bedenimde kendimi bu şarkı gibi hissediyorum bugün..
ÖZÜR DİLERİM KALBİM..










18 Mayıs 2011 Çarşamba

"Sadece Sıraya Girecekti"

Prosedür-prosedür-prosedür..Herşey o kadar gereksiz ve o kadar yorucuki insanın yaşama isteği bile kayboluyor..Bir haftadır yok su aboneliği, yok elektrik, yok doğalgaz aboneliği derken suskunlarulkesi koşuşturmaktan helak ve bitap düştü..

Üstelik yurdum halleri sadece televizyonlarda gösterilen hastaneyi basan kedilerden ibaret değilmiş..Tapu dairesinde sıra beklerken anormalin biri, insanların oturduğu koltukların önüne bakarak "sendemi burdasınn, sıra o tarafta, kooşş koşş hemen sıraya girr " akordu yüksek sesiyle söylenirken, karşımdaki koltuğun altından sanki şehrin tüm farelerini midesine indirmiş kadar koccaman, gözlerini parlatmış ve her an gözüme dalacak gibi gardını almış olan kahrolasıca kediyi miyavlayarak kaçarken görünce akordsuz sesimle tüm yanım sıra koltuktakileri havaya fırlattığımda, karşıdaki anormal  " ne bağırıyosun sadece sıraya girecekti" ha suphanallah !!!

Sonra anladımki bü ülkenin kediside, manyağıda, anormalide bitmez kardeş..çıks..bitmez !!!
Kulakları çınlasın, babaannem sağ olaydı, kesin "bu korkuyla çocuğunda olmaz senin" derdi..